Menü
Hesabım
Şifremi Unuttum
Sepetim
14 Şubat Özel: Aşka Dönüşen Kayıtlar
13.02.2026

14 Şubat Özel: Aşka Dönüşen Kayıtlar

Bazı şarkılar romantizmi süslemeden taşır; bu yüzden daha gerçek ve daha kalıcıdır. 14 Şubat’ı kalabalığa karışmadan, içeride daha sakin bir ritüele çevirmek isterseniz; iyi bir ses, yumuşak bir ışık ve birlikte seçilmiş birkaç kayıt yeter. Aşkın sadece ‘mutlu son’ olmadığını; bazen veda, bazen takıntı, bazen de aynı hikâyeye iki farklı yerden verilen bir cevap olduğunu hatırlatan parçalar…

 

Listenin görünmeyen merkezinde Pattie Boyd var. George Harrison’ın Beatles kataloğundaki en ikonik aşk cümlelerinden biri sayılan “Something” yıllarca Boyd’la ilişkilendirildi; Boyd da anılarında şarkının kendisine yazıldığını aktarır. Aynı eksen Eric Clapton’da bambaşka bir tona dönüşür: “Wonderful Tonight”, büyük bir dramdan değil; küçük bir anın romantizminden beslenir. Clapton’ın, Boyd hazırlanırken onu beklediği sırada yazdığı anlatılan bu parça, gündelik bir sahneyi “yakın plan” bir balada çevirir. Hikâyenin fırtınalı zirvesi ise Derek and the Dominos’un “Layla”sıdır: Clapton’ın karmaşık, çoğu zaman karşılıksız kalan duygularından güç alan şarkı; sadece bir aşk ilanı değil, rock tarihinde “iç çekişin” kayda geçtiği en büyük anlardan biri gibi durur. Bu üç kayıt arka arkaya dinlendiğinde, aşkın aynı kişiye bakan üç ayrı yüzü duyulur: zarafet, huzur ve kontrol edilemeyen çekim.

 

Fleetwood Mac cephesinde aşk, stüdyoda bile bitmeyen bir konuşmaya dönüşür. Rumours döneminde Lindsey Buckingham ile Stevie Nicks ayrılığın ortasında aynı albümü kaydederken, Buckingham’ın “Go Your Own Way”i kırgınlığın daha sert, daha köşeli cümlelerini taşır. Nicks’in “Dreams”i ise aynı hikâyeyi daha sakin ama daha delici bir dille anlatır. Nicks’in parçayı Sausalito’daki Record Plant’te, kısa bir anda yazdığını anlatması da şarkının atmosferine çok yakışır: yalnızlık, serinlik ve netlik… Bu iki parçayı arka arkaya açtığınızda bir ilişkinin aynı anda hem bittiğini hem de sanata dönüştüğünü duyarsınız. Romantizm burada “mutlu son” değil; aynı odada biten bir ilişkinin müzikle devam etmesidir.

 

Her “aşk şarkısı” da illa aşkı anlatmak zorunda değildir. Dolly Parton’ın “I Will Always Love You”su bugün dev bir romantik yemin gibi bilinse de, Parton parçayı mentorü ve iş ortağı Porter Wagoner’la profesyonel olarak yollarını ayırırken bir veda cümlesi olarak yazdığını söyler. Bu bilgi şarkıyı daha da büyütür; çünkü merkezinde “kal” ısrarı değil, “gideceğim ama sevgi kalacak” inceliği vardır. Bu yüzden romantik bir akşamda çaldığında sadece aşka değil; olgunluğa da dokunur: incitmeden ayrılmak, iyi dilemek, sevgiyle geri çekilmek. Beatles dağıldıktan sonraki zor dönemde Paul McCartney’nin “Maybe I’m Amazed” şarkısında da benzer bir “tutunma” hâli görülür; sanki Linda’ya dayanarak ayakta kalışını anlatır.

 

Amy Winehouse’un “Back to Black”i, 2000’ler soul-jazz damarında kalp kırıklığını en çıplak hâliyle kayda alan modern bir klasik. Şarkı romantik bir jestten çok; geri dönüşsüz bir ayrılığın bıraktığı boşluğu ve bu boşluğun zamanla kendini tekrar eden bir sarmala dönüşmesini anlatır. Winehouse’ta aşk “güzel” olmaktan önce gerçektir: bir ilişkinin bitişinden ziyade, bitişten sonra insanın kendine nasıl döndüğünü, yalnızlığın nasıl ağırlaştığını ve tekrar eden bir karanlığa nasıl evrildiğini duyurur.

 

Ve elbette Avrupa pop kültürünün “yasaklı” klasiği: Serge Gainsbourg & Jane Birkin'den “Je t’aime… moi non plus”. Şarkının önce Brigitte Bardot için yazılması, sonra Birkin’le kaydedilen versiyonunun açık erotizmi nedeniyle yıllarca tartışılması ve kimi yerlerde yasaklarla anılması; onu sadece bir parça olmaktan çıkarıp bir “dönem kaydı”na dönüştürür. Bu kayıt, aşkın zarif ve kontrollü tarafıyla sınırlı olmadığını hatırlatır: bazen aşkta risk ve skandal vardır ve bazen müzik  bunu filtrelemeden kayda alır.

 

Bu seçki, 14 Şubat’ı gösterişe kaçmadan ama özenle tamamlamak için iyi bir eşlikçi: hikâyesi olan kayıtlar, net duygular ve sakin bir tempo. Parçalar bittiğinde geriye; paylaşılan an ve iz bırakan hikâyeler kalır.

Blog Son Eklenenler
14 Şubat Özel: Aşka Dönüşen Kayıtlar
14 Şubat Özel: Aşka Dönüşen Kayıtlar

Etkinlik

Bazı şarkılar “romantik” olmasının yanı sıra hayatın tam içinden çıktığı zaman insanın içine yerleşir. 14 Şubat’ı kalabalığa karışmadan, içeride daha sakin bir ritüele çevirmek isterseniz; iyi bir ses, yumuşak bir ışık ve birlikte seçilmiş birkaç kayıt yeter. Aşkın sadece ‘mutlu son’ olmadığını; bazen veda, bazen takıntı, bazen de aynı hikâyeye iki farklı yerden verilen bir cevap olduğunu hatırlatan parçalar…

Devamını Oku
13.02.2026
Analog mı Dijital mi? “Analog Daha İyi” Sözü Ne Zaman Doğru?
Analog mı Dijital mi? “Analog Daha İyi” Sözü Ne Zaman Doğru?

Genel Kültür

“Analog daha iyi” stüdyo dünyasında en çok duyulan cümlelerden biri. Ama sorun şu: Bu cümle tek başına doğru ya da yanlış değil. Ne kaydettiğine, nasıl çalıştığına, hangi ekipmana sahip olduğuna ve neyi ‘iyi’ saydığına göre değişiyor.

Devamını Oku
05.02.2026
Müzik Tarihini Değiştiren Buluşlar: Mikrofon, Synth, Sampler, Auto-Tune…
Müzik Tarihini Değiştiren Buluşlar: Mikrofon, Synth, Sampler, Auto-Tune…

Genel Kültür

Müzik tarihi yalnızca bestelerle ilerlemedi. Müzisyenin eline geçen her yeni araç, müziğin nasıl kaydedileceğini, nasıl duyulacağını ve nasıl üretileceğini değiştirdi. İlk dönemlerde ses, aynı odada paylaşılan bir andı. Sonra kayıt geldi; ardından sesin büyütülmesi, taşınması ve “stüdyoda yeniden kurulması” mümkün oldu. Bugün “sound” dediğimiz şeyin büyük kısmı, enstrümandan çok teknolojiyle şekilleniyor. Bu yazıda, oyunu gerçekten değiştiren buluşların; “öncesi nasıldı, sonrası ne oldu” netliğiyle aktarıyoruz.

Devamını Oku
23.01.2026
Modal Electronics: ARGON, COBALT, CARBON
Modal Electronics: ARGON, COBALT, CARBON

Midi Klavyeler - Synthesizer

Synth dünyasında bazı markalar “çok özellik” ile öne çıkar; Modal Electronics ise bunun üstüne bir şey daha koyar: derin ses tasarımını sahnede ve stüdyoda gerçekten oynanabilir hâle getirir.  ARGON, COBALT ve CARBON serileri; menülerde kaybolmadan, hızlıca karakter yakalamayı seven müzisyenlere de; modülasyon, sekans ve dokularla saatlerce uğraşan sound designer’lara da hitap eder.  

Devamını Oku
16.01.2026
David Bowie: Ziggy’den Blackstar’a
David Bowie: Ziggy’den Blackstar’a

David Bowie, stil ve müziği en etkileyici şekilde birleştiren isimlerden biriydi. Kıyafetleri sadece birer kostüm değil, dönemsel manifestolardı. Müzikleri ise hit olmanın çok ötesinde, birer atmosferdi. Her albümde başka biri gibi davranmadı; gerçekten başka biri oldu. Bowie’nin kariyeri, bir figürün çizgisel gelişiminden çok, parçalı bir evren gibiydi. Her dönem başka bir enerji, başka bir tavır.

Devamını Oku
09.01.2026
Bose L1 Pro: Taşınabilir Line Array Rehberi
Bose L1 Pro: Taşınabilir Line Array Rehberi

Ses Sistemleri

Bose, 1964’te Dr. Amar Bose tarafından ABD’de kurulan ve ses deneyimini “yenilik” odağında geliştirmeyi hedefleyen bir premium ses teknolojileri markasıdır. Evde, hareket hâlindeyken ve otomobil içinde kullanıma yönelik çözümler geliştirir; yıllar içinde hoparlör teknolojilerinden araç içi ses sistemlerine ve gürültü engellemeye uzanan geniş bir ürün ekosistemi oluşturmuştur.

Devamını Oku
02.01.2026
Dünyaca Ünlü Şarkıcıların Sahne Öncesi Ses Isınma Rutinleri
Dünyaca Ünlü Şarkıcıların Sahne Öncesi Ses Isınma Rutinleri

Genel Kültür

Büyük bir sahneye çıkmadan önce yapılan rutinler nefes egzersizleri, rezonans çalışmaları, artikülasyon açma, vücudu ısıtma, hidrasyon, zihinsel odaklanma ve kısa prova aslında tek bir amaca hizmet eder: sesi güvenli ve kontrol edilebilir hâle getirmek. Ses telleri “soğukken” yüksek şiddette, uzun süreli ve stres altında çalıştırıldığında zorlanma riski artar; bu yüzden profesyoneller ısınmayı bir performans geleneğinden çok, sahne mesaisinin parçası olarak görür. Modern pop/rock konserlerinde devasa ses basıncı, uzun setlist’ler, kesintisiz hareket ve turne temposu bu ihtiyacı daha da büyütür.

Devamını Oku
19.12.2025