Synth dünyasında bazı markalar “çok özellik” ile öne çıkar; Modal Electronics ise bunun üstüne bir şey daha koyar: derin ses tasarımını sahnede ve stüdyoda gerçekten oynanabilir hâle getirir. ARGON, COBALT ve CARBON serileri; menülerde kaybolmadan, hızlıca karakter yakalamayı seven müzisyenlere de; modülasyon, sekans ve dokularla saatlerce uğraşan sound designer’lara da hitap eder.
David Bowie, stil ve müziği en etkileyici şekilde birleştiren isimlerden biriydi. Kıyafetleri sadece birer kostüm değil, dönemsel manifestolardı. Müzikleri ise hit olmanın çok ötesinde, birer atmosferdi. Her albümde başka biri gibi davranmadı; gerçekten başka biri oldu. Bowie’nin kariyeri, bir figürün çizgisel gelişiminden çok, parçalı bir evren gibiydi. Her dönem başka bir enerji, başka bir tavır.
Bose, 1964’te Dr. Amar Bose tarafından ABD’de kurulan ve ses deneyimini “yenilik” odağında geliştirmeyi hedefleyen bir premium ses teknolojileri markasıdır. Evde, hareket hâlindeyken ve otomobil içinde kullanıma yönelik çözümler geliştirir; yıllar içinde hoparlör teknolojilerinden araç içi ses sistemlerine ve gürültü engellemeye uzanan geniş bir ürün ekosistemi oluşturmuştur.
Büyük bir sahneye çıkmadan önce yapılan rutinler nefes egzersizleri, rezonans çalışmaları, artikülasyon açma, vücudu ısıtma, hidrasyon, zihinsel odaklanma ve kısa prova aslında tek bir amaca hizmet eder: sesi güvenli ve kontrol edilebilir hâle getirmek. Ses telleri “soğukken” yüksek şiddette, uzun süreli ve stres altında çalıştırıldığında zorlanma riski artar; bu yüzden profesyoneller ısınmayı bir performans geleneğinden çok, sahne mesaisinin parçası olarak görür. Modern pop/rock konserlerinde devasa ses basıncı, uzun setlist’ler, kesintisiz hareket ve turne temposu bu ihtiyacı daha da büyütür.
Davul, kaydı en çok emek isteyen enstrümanlardan biri. Akustik sette gerçek davul kasnakları, ziller, oda akustiği ve hava hareketi işin içindeyken, elektronik davulda vurduğun pad’ler aslında bir tetik sensörünü çalıştırıyor ve ses, davul modülünden ya da bilgisayardaki sanal enstrümanlardan geliyor. Yani birinde oda ve mikrofon fiziğiyle uğraşıyorsun, diğerinde dijital dünya, gecikme, modül ayarları ve MIDI devreye giriyor. Davulu diğer enstrüman kayıtlarından ayıran şey de bu: Vokal ya da gitar çoğu zaman tek bir kaynak gibi davranırken, davulda aynı anda farklı frekanslara sahip birçok parça, çok hızlı vuruşlar ve yüksek enerjiyle uğraşırsın. Bu yüzden davul kaydı, özellikle ev ortamında, hem müzikal hem teknik açıdan en dikkat isteyen kayıt türlerinden biri sayılır.
Profesyonel ses dünyasında mimari ve ticari mekânlara odaklanan çözümler söz konusu olduğunda, Bose Professional uzun yıllardır küresel ölçekte referans alınan markalardan biri. Otellerden restoranlara, perakende alanlarından ibadethanelere ve üniversitelere kadar çok çeşitli projede kullanılan Bose Professional sistemleri, özellikle mimariyle uyumlu, tasarımı gözeten ve yüksek performans sunan yapılarıyla öne çıkıyor.
Solid State Logic, yani SSL, 1969’dan beri profesyonel ses dünyasının en ikonik markalarından biri. İngiltere merkezli şirket; büyük format stüdyo miks masaları, sinyal işleyiciler ve bugün artık kişisel stüdyolara kadar inen yaratıcı araçlar üretiyor. Özellikle 4000 ve 9000 serisi analog konsollar, sayısız hit albümün arkasındaki “imza sound”un önemli bir parçası.
60’ların sonu ve 70’lerin başı, rock müziğin sınırlarını zorladığı, deneysel seslerin yükseldiği bir dönemdi. Bu ortamda İngiliz progresif rock grubu Pink Floyd, yalnızca bir müzik grubu olmaktan öteye geçti; atmosfer, sahne, görüntü ve sesin bir bütün hâline gelebileceğini gösterdi. Grup, Syd Barrett’ın ayrılmasından sonra yeni yönelimler benimsedi; özellikle albümleri Meddle ve sonrasında The Dark Side of the Moon, müzik tarihinin mihenk taşlarından oldu. Pink Floyd’un yaratıcı süreci yalnızca enstrümanların ötesine geçerek, sahne sunumundan görselliğe, kayıt tekniğinden sinemaya kadar uzandı.
Cumhuriyet’in kurucu lideri 1930’ların ikinci yarısında, sağlığı giderek zorlaşsa da ülkenin ritmini belirlemeye devam etti. Bugün 10 Kasım’da, kalıplaşmış cümlelere sığınmadan, 1935-1938 arasında nelerin değiştiğini; neleri bitirdiğini, neleri başlattığını ve hangilerinin ömrü yetmediği için yarım kaldığını hatırlayalım.